
İstiklal Mahkemeleri: Kuruluşu, Hukuki Dayanakları, İşleyişi ve Türk Hukuk Tarihindeki Yeri
Özet
İstiklal Mahkemeleri, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) tarafından Millî Mücadele döneminde olağanüstü şartlar altında kurulmuş, geniş yetkilerle donatılmış özel mahkemelerdir. Bu mahkemeler, asker kaçaklarını önlemek, iç isyanları bastırmak ve devlet otoritesini tesis etmek amacıyla faaliyet göstermiştir. Ancak sahip oldukları olağanüstü yetkiler nedeniyle hukuk tarihi ve siyaset bilimi literatüründe yoğun tartışmalara konu olmuşlardır. Bu çalışmada İstiklal Mahkemelerinin kuruluş süreci, hukuki dayanakları, yargılama usulleri, faaliyet alanları ve günümüzdeki değerlendirmeleri incelenmektedir.
1. Giriş
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sonrasında fiilen sona ermesi ve Anadolu’nun işgale uğraması, Türk milletini olağanüstü bir mücadeleye sürüklemiştir. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla birlikte yeni devlet teşkilatı oluşturulmaya başlanmış; ancak ülkenin içinde bulunduğu savaş ortamı, mevcut adli mekanizmaların hızlı ve etkili çalışmasını güçleştirmiştir.
Bu süreçte özellikle asker kaçaklarının artması, iç isyanların yaygınlaşması ve Millî Mücadele karşıtı faaliyetlerin yoğunlaşması üzerine TBMM, olağan yargı düzeninden farklı yetkilere sahip İstiklal Mahkemelerini kurmuştur (Tunçay, 2009).
2. Kuruluş Süreci
İstiklal Mahkemelerinin hukuki temeli, TBMM’nin kabul ettiği iki temel düzenlemeye dayanmaktadır.
İlki 29 Nisan 1920 tarihli Hıyanet-i Vataniye Kanunu, ikincisi ise 11 Eylül 1920 tarihli Firariler Hakkında Kanun’dur.
Özellikle Firariler Hakkında Kanun ile asker kaçaklarının süratle yargılanabilmesi amacıyla İstiklal Mahkemeleri oluşturulmuştur (TBMM Zabıt Ceridesi, 1920).
Mahkemeler doğrudan TBMM adına görev yapmakta olup üyeleri Meclis tarafından seçiliyordu.
3. Kuruluş Amaçları
İstiklal Mahkemelerinin kurulmasının temel nedenleri şunlardır:
- Asker kaçaklarının önlenmesi
- İç isyanların bastırılması
- Casusluk faaliyetlerinin engellenmesi
- Devlet otoritesinin sağlanması
- Millî Mücadele aleyhine propaganda yapan kişilerin yargılanması
- Kamu düzeninin korunması
1920 yılı itibarıyla düzenli ordudan firar eden asker sayısının oldukça yüksek olması, mahkemelerin kurulmasındaki en önemli gerekçelerden biri olarak gösterilmektedir (Akşin, 2011).
4. Mahkemelerin Yapısı
İstiklal Mahkemeleri klasik mahkemelerden farklı özellikler taşımaktaydı.
Mahkemeler;
- Başkan
- İki üye
- Savcı
- Kâtip
olmak üzere oluşturulmaktaydı.
En dikkat çekici özelliklerinden biri üyelerin hukukçu olma zorunluluğunun bulunmamasıdır.
Mahkeme üyeleri doğrudan milletvekilleri arasından seçilmekteydi.
5. Yargılama Usulü
İstiklal Mahkemeleri olağan mahkemelerden farklı olarak oldukça hızlı karar verebilmekteydi.
Temel özellikleri şunlardı:
- Temyiz yolu bulunmamaktaydı.
- Kararlar kesindi.
- Deliller serbestçe değerlendiriliyordu.
- Yargılamalar kısa sürede sonuçlandırılıyordu.
- Kararlar çoğunluk oyu ile alınıyordu.
Bu yapı savaş şartlarında hızlı karar almayı sağlamakla birlikte günümüz hukuk ilkeleri bakımından yoğun şekilde eleştirilmektedir.
6. Faaliyet Dönemleri
6.1 Birinci Dönem (1920-1922)
Bu dönemde temel hedef asker kaçakları ile mücadeleydi.
Ankara, Eskişehir, Kastamonu, Sivas, Konya ve Pozantı gibi merkezlerde mahkemeler kurulmuştur.
6.2 İkinci Dönem (1923)
Cumhuriyet’in ilanı sonrasında bazı mahkemeler kısa süre faaliyet göstermiştir.
6.3 Üçüncü Dönem (1925-1927)
Şeyh Said İsyanı sonrasında çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile Ankara ve Diyarbakır İstiklal Mahkemeleri yeniden kurulmuştur.
Bu dönemde yalnızca isyan suçları değil;
- rejim karşıtı faaliyetler,
- bazı gazeteciler,
- siyasetçiler,
- Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mensupları
hakkında da yargılamalar yapılmıştır (Zürcher, 2018).
7. Verilen Cezalar
Mahkemeler;
- beraat,
- hapis,
- sürgün,
- kürek,
- idam
cezaları verebilmekteydi.
İdam kararları ilk dönemde TBMM onayına sunulurken daha sonraki uygulamalarda farklı usuller benimsenmiştir.
8. Hukuki ve Akademik Tartışmalar
İstiklal Mahkemeleri hakkında iki temel yaklaşım bulunmaktadır.
Destekleyen görüşler
Bu görüşe göre;
- ülke işgal altındadır,
- düzenli yargı sistemi yeterli değildir,
- devlet henüz kuruluş aşamasındadır,
- hızlı karar alınması zorunludur.
Dolayısıyla olağanüstü mahkemeler dönemin zorunlu bir ihtiyacıdır.
Eleştiren görüşler
Eleştiren hukukçular ise şu hususlara dikkat çekmektedir:
- doğal hâkim ilkesine aykırılık,
- temyiz hakkının bulunmaması,
- savunma hakkının sınırlılığı,
- yargı bağımsızlığı konusundaki tartışmalar,
- siyasi davaların görülmesi.
Bu nedenle bazı araştırmacılar İstiklal Mahkemelerini olağanüstü savaş hukuku kurumları olarak değerlendirmektedir (Tanör, 2019).
9. Günümüz Hukuku Açısından Değerlendirme
1982 Anayasası’nın;
- hukuk devleti,
- adil yargılanma hakkı,
- doğal hâkim ilkesi,
- savunma hakkı,
- masumiyet karinesi
gibi güvenceleri dikkate alındığında, İstiklal Mahkemelerinin günümüz hukuk sistemi içerisinde benzer şekilde kurulması mümkün değildir.
Ancak tarihçiler, bu mahkemelerin değerlendirilmesinde dönemin savaş koşullarının ve devletin varlığını sürdürme mücadelesinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamaktadır.
Sonuç
-
- Asker Firarileri ve Casuslar: Cepheden kaçan, ordunun silahlarını çalan veya işgalci güçlerle (İngiliz, Yunan vb.) iş birliği yaparak casusluk faaliyeti yürütenler.
- İç İsyan Bastırıcıları: Anzavur Ahmet, Delibaş Mehmet gibi TBMM’ye karşı doğrudan silahlı isyan başlatan veya bu isyanlara katılan militanlar.
- Bölücü Cemiyet Üyeleri: Karadeniz’de bağımsız devlet kurmaya çalışan Pontusçu Rum çeteciler ve yöneticiler (Samsun İstiklal Mahkemesi’nde bu suçtan çok sayıda idam verilmiştir).
-
- Şeyh Said ve Lider Kadrosu: 1925 yılındaki büyük Şeyh Said İsyanı’nın ardından Diyarbakır’daki Şark İstiklal Mahkemesi tarafından Şeyh (?) Said dahil 47 kişi 29 Haziran 1925’te idam edilmiştir.
- Devrimlere Muhalefet Edenler: Şapka Kanunu ve laiklik düzenlemelerine karşı halkı isyana teşvik ettiği gerekçesiyle yargılanan İskilipli Atıf Hoca (?) ve Ali Galip gibi dini/yerel figürler.
- Eski İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri, eski mebuslar ve suikastın planlayıcı kadrosundan Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Şükrü Bey, Arif Bey, İsmail Canbulat ve Maliye Nazırı Cavid Bey gibi 19 üst düzey isim Ankara ve İzmir’deki yargılamalar sonucunda asılmıştır.
İstiklal Mahkemeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde devlet otoritesinin tesis edilmesinde önemli rol oynamıştır. Bununla birlikte, olağanüstü yetkileri, temyiz yolunun kapalı olması ve yargılama usulleri nedeniyle hukuk tarihi açısından tartışmalı kurumlar arasında yer almaktadır. Günümüzde yapılan akademik çalışmalar, mahkemelerin ne yalnızca “zorunlu ve tamamen haklı” ne de “tamamen hukuka aykırı” şeklinde tek yönlü değerlendirilmemesi gerektiğini; dönemin olağanüstü koşulları ile evrensel hukuk ilkelerinin birlikte ele alınmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ortaya koymaktadır. Makalede tarih yazımındaki farklı yaklaşımları gözeten ve tek taraflı değerlendirmelerden kaçınan bir çerçeve sunulmaktadır. İstiklal Mahkemeleri konusunda farklı tarihçilerin ve hukukçuların birbirinden ayrılan yorumları bulunduğundan, akademik çalışmalarda bu görüş çeşitliliğini dikkate alınmalıdır. Saygılarımla.
Kaynakça
Akşin, S. (2011). Kısa Türkiye Tarihi. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Ahmad, F. (2014). Bir Kimlik Peşinde Türkiye. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Atatürk, M. K. (2018). Nutuk (1919-1927). Türk Dil Kurumu Yayınları. (Orijinal eser 1927).
Tanör, B. (2019). Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri (1789-1980). Yapı Kredi Yayınları.
TBMM Zabıt Ceridesi. (1920). Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi. Ankara.
Tunçay, M. (2009). Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931). Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
Zürcher, E. J. (2018). Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İletişim Yayınları.
Wikipedia
(?) Yazarın çelişkisini belirtmek amacıyla kullanılmıştır.